Murat TATAR God saves lost souls , I save lost passwords

20May/110

Sanallaştirma vs

Sanallaştırma ile, dinamik olarak sanal sunucuları (sanal makineler olarak da biliniyorlar) açıp kapatabilirsiniz. Bunların her biri temelde işletim sistemini (ve üzerinde çalışan tüm uygulamaları) kandırarak sanal makinenin gerçek donanımlar olduğunu düşünmesini sağlar. Birden çok sanal makineyi çalıştırmak fiziksel bir sunucunun işlem potansiyelini tam olarak ortaya çıkartabilir ve sürekli artan data center ihtiyaçlarına hızlı bir biçimde karşılık verebilir.

Sanallaştırma yeni bir konsept değil. 1970’lerde mainframe bilgisayarlar bir işletim sisteminin birden fazla oturumunu aynı anda, herbirini birbirinden bağımsız olarak çalıştırıyordu. Sadece yakın zamanda yazılım ve donanımdaki gelişmeler sanallaştırmayı endüstri standardı haline getirmiş oldu.

Esasında günümüz veri merkezi yöneticilerinin var olan baş döndürücü orandaki sanallaştırma çözümleri arasından seçim yapma imkanı var. Bazıları özel, diğerleri açık kaynak. Çoğunlukla bunların tümü üç temel teknolojiye dayandırılıyor; hangisinin en iyi sonuçları getireceği, özel iş yüklerinin sanallaştırılması ve bunların operasyonel önceliklerine bağlı.

Tam Sanallaştırma
Sanallaştırmanın en popüler metodu, sanal sunucularla altında yatan donanımlar arasında soyut bir katman oluşturan hypervisor isimli bir yazılımı kullanır. Vmware ve Microsoft Virtual PC bu yaklaşım için verilebilecek iki ticari örnek. Bununla birlikte KVM (kernel based virtual machine – kernel tabanlı sanal makine) Linux için sunulan açık kaynaklı bir çözümdür.
Hypervisor, işlemci talimatlarını yakalar ve donanım kontrolcüleri ile çevre birimlerine erişim için arabuluculuk yapar. Sonuç itibariyle tam sanallaştırma, pratik olarak bir değişikliğe gerek kalmadan herhangi bir işletim sisteminin sanal bir sunucu üzerine kurulabilmesini sağlar; böylece kurulan işletim sistemi sanal bir ortamda çalıştığının farkında olmaz. Bu yaklaşımın temel dezavantajı, hypervisor’ın işlemcinin hemen üzerine konuşlanarak yük teşkil etmesi; bu, küçük ama önemli bir yük.
Tamamen sanallaştırılmış bir ortamda, hypervisor çıplak donanım üzerinde çalışır ve ev sahibi işletim sistemi olarak hizmet verir. Hypervisor tarafından yönetilen sanal sunucuların konuk işletim sistemleri çalıştırdığı kabul edilir.

Yarı Sanallaştırma
Tam sanallaştırma, işlemci yoğunlukludur, çünkü farklı sanal sunucuları yönetmek ve bunların diğerlerinden bağımsız olmasını sağlamak için istekler hypervisor üzerine yerleştirilir. Bu ağır yükü hafifletmenin bir yolu, her bir konuk işletim sistemini değiştirmek ve bu sayede sanal bir ortamda çalıştığının farkında olmasını sağlayarak hypervisor ile birlikte çalışabilmesini sağlamaktır. Bu yaklaşım yarı sanallaştırma (para-virtualization) olarak bilinir.
Açık kaynak yarı sanallaştırma teknolojisine örnek olarak Xen verilebilir. Bir işletim sisteminin Xen hypervisor üzerinde sanal bir sunucu olarak çalışabilmesinden önce, kernel seviyesinde bazı özel değişikliklerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu sebeple Xen, BSD, Linux, Solaris ve diğer açık kaynak işletim sistemleriyle iyi bir biçimde çalışır. Ancak özel sistemlerin (örneğin değiştirilmesi söz konusu olmayan Windows gibi) sanallaştırılması için uygun değildir.
Yarı sanallaştırmanın avantajı performanstır. Yarı sanallaştırılmış sunucular, hypervisor ile birlikte çalışarak isteklere neredeyse sanallaştırılmamış sunucular kadar cevap verir. Tam sanallaştırmaya göre getirdiği kazanımlar yeterince çekici olduğundan hem Microsoft hem de Vmware tekliflerini tamamlaması için yarı sanallaştırma teknolojileri üzerinde çalışıyor.

İşletim Sistemi Seviyesi Sanallaştırma
Sanallaştırmada başarılı olmanın bir diğer yolu sanal sunucu yeteneğini işletim sistemi seviyesinde oluşturmak. Solaris Containers bunun bir örneği. Virtuozzo/OpenVZ de bir benzerini Linux için yapıyor. İşletim sistemi seviyesi sanallaştırmada ayrı bir hypervisor katmanı bulunmaz. Onun yerine ev sahibi işletim sisteminin kendisi, donanım kaynaklarını birden fazla sanal sunucu arasında paylaştırmak ve sunucuların birbirlerinden bağımsız olmalarını sağlamaktan sorumludur. Buradaki belirgin farklılık şudur ki; işletim sistemi seviyesi sanallaştırmada sanal sunucular aynı işletim sistemi çalıştırmalıdır (yine de her bir oturumun kendine ait uygulamaları ve kullanıcı hesapları vardır).
İşletim sistemi seviyesi sanallaştırma, esneklik anlamında geri kalıyor ancak yerel hız performansında kazanıyor. Ayrıca, tek bir standart işletim sistemi kullanan mimarinin kontrolü daha heterojen ortamlara göre kolay olabiliyor.

Kolay Göründüğüne Bakmayın
Mainframe’lerin aksine, PC donanımları sanallaştırma düşünülerek tasarlanmamıştı; yakın zamana dek yazılımların bu ağır yükü tek başına omuzlaması gerekiyordu. X86 işlemcilerin en son jenerasyonlarıyla, AMD ve Intel ilk kez işlemci seviyesinde sanallaştırma desteğini getirdi.

Ne yazıkki iki firmanın teknolojileri birbirlerinden bağımsız olarak geliştirilmişti; her ne kadar benzer faydalar sağlıyor olsalar da bu kodlarının birbirleriyle uyumlu olmadığı anlamına geliyor. Sanal sunucuların I/O kanalları ve donanım kaynaklarına erişimini yönetme sorumluluğunu üstlenerek, donanımsal sanallaştırma desteği hypervisor’ın üzerindeki yükü alıyor. Bu çözüm, performansı artırmanın yanı sıra Windows dahil olmak üzere işletim sistemlerinin değişikliğe gerek kalmadan yarı sanallaştırılmış ortamlarda çalışabilmesini getiriyor.

İşlemci seviyesi sanallaştırma otomatik olarak devreye girmiyor. Sanallaştırma yazılımının özellikle bunu destekleyecek biçimde yazılması gerekli. Bu teknolojilerin faydaları fazlasıyla çekici olduğundan doğal olarak her türden sanallaştırma yazılımınının bunu desteklemesi bekleniyor.

Sanal Araç Kutusu
Duruma bağlı olarak her bir sanallaştırma yöntemi kendine has avantajlara sahip. Tümü aynı işletim platformuna dayanan bir grup sunucunun, işletim sistemi seviyesi sanallaştırma aracılığıyla birleştirilmesi iyi bir yaklaşım olabilir. Ama tabii ki diğer teknolojilerin de sağladığı faydalar var.

Yarı sanallaştırma her iki dünyanın en iyisini temsil ediyor; özellikle sanallaştırmanın farkında olan işlemcilerle birlikte kullanıldığında. İyi bir performans vaat etmesinin yanı sıra farklı konuk işletim sistemlerinden oluşan bir heterojen karışımı çalıştırma yeteneğine de sahip.

Tam sanallaştırma üç metot içerisinde en büyük performansı sağlıyor ve bununla birlikte konuk işletim sistemlerinin birbirlerinden ve ev sahibi işletim sisteminden tamamen izole olması avantajını getiriyor. Bu, özellikle yazılım kalitesinin sağlanması ve test edilmesi için iyi bir aday. Ayrıca konuk işletim sistemi olarak geniş bir desteğe de sahip.
Tam sanallaştırma çözümleri başka eşsiz yetenekler de sunuyor. Örneğin, sanal sunucuların durumlarını muhafaza etmek ve felaket durumu kurtarmalarında yardımcı olmak üzere onların “resimlerini” çekebiliyor. Bu sanal sunucu görüntüleri yeni sunucu oturumlarının hızlıca hazırlanması için kullanılabilir. Ve gitgide artan sayıdaki yazılım firmaları ürünlerinin deneme versiyonlarını download edilebilir, önceden paketlenmiş sanal sunucu görüntüleri olarak sunmaya başladılar.

Sanal sunucuların, aynı fiziksel olanlar gibi, sürekli destek ve bakıma ihtiyaç duyduklarını unutmamak önemli. Sunucu sanallaştırmanın giderek artan bir popülerlik elde etmesi sayesinde, birçok üçüncü parti aracın yer aldığı bir pazar filiz verdi. Bunlar, fiziksel-sanal migrasyon araçlarından, büyük sistemlerin yönetim konsollarının sanallaştırma yönelimli versiyonlarına kadar çeşitli çözümler getiriyor. Bu araçların hepsi, geleneksel IT ortamlarından daha verimli ve uygun maliyete sahip sanal olanlarına yapılacak geçişin kolaylaştırılmasını hedefliyor.

Uygulama ve Masaüstü Sanallaştırma
Aksine yapılan söylentilere rağmen sanallaştırma sadece veri merkezleri için değil. En karmaşık işistasyonu uygulamalarından en basit DLL’lere kadar, sanallaştırma istemci tarafında silinmez bir iz bırakıyor.
Uygulama sanallaştırma buna verilebilecek iyi bir örnek; çalışan programları zemindeki masaüstünden izole eden ürünlere uygulanan bir etiket. Uygulama sanallaştırma arkasındaki fikir, geleneksel masaüstü uygulamalarını bezdiren, çok sayıdaki konfigürasyon problemlerini ortadan kaldırmak düşüncesinden geliyor. Bu ürünler belirlenmiş program ve destekleyen işletim sistemi kaynakları (dosya sistemi veya Windows söz konusuysa sistem registry veritabanı gibi) arasındaki etkileşimi sanallaştırıyor. Tüm bu ürünler uygulamaları işletim sistemi görüntüsünden izole ediyor ama oldukça çeşitli yaklaşımlar var.

Uygulama Akrobasisi
Spektrumun bir tarafında Altiris Software Virtualization Solution (SVS) gibi ürünler yer alıyor. Altiris Mart ayı içerisinde Symantec tarafından satın alındı. SVS gibi araçlar “brute force – kaba kuvvet” olarak bilinen bir metodu kullanıyor: SVS-yönetimli uygulamalardan I/O çağrılarını durdurmak ve yönlendirmek için Windows dosya sistemi kod yığınına basit bir filtre sürücüsü kuruluyor. Kendi “katmanlarında” devreye sokulduğunda, bir SVS-yönetimli uygulama işletim sistemiyle muntazam bir biçimde entegre oluyor.

Gerçekte, uygulamanın işletim sistemiyle olan etkileşiminin tüm tarafları (bir DLL’in yüklenmesinden bir registry anahtarına erişime kadar) anında SVS tarafından yönetilen yerel bir cache dosyasına yönlendiriliyor.
Bu yaklaşımın avantajı, işletim sistemini uygulamadan tamamen izole etmesi. Uygulama tarafından yapılan herhangi bir değişiklik (Registry’ye, kendi dosyalarına, Windows’a) esasında sadece SVS-yönetimli cache dosyası içerisinde meydana geliyor. Gerçekte herhangi bir değişiklik oluşmadığından, alttaki işletim sistemi görüntüsü bozulmadan kalıyor ve uygulama bir butona tıklanarak ya da desteklenen bir yönetim konsolu aracılığıyla uzaktan “devre dışı” bırakılabiliyor.

Bu yaklaşımın dezavantajı, aynı uygulamanın birden fazla versiyonunun yönetiminde sorunlar bulunması; örneğin, Microsoft Office bazen birden fazla versiyonuyla paralel katmanlara kurulduğunda bir bileşeninin yanlış versiyonunu çağırarak SVS’i yanıltabilir.
Diğer uçta Softricity’nin SoftGrid’i gibi çözümleriniz var. Bu şirket de yakın zamanda Microsoft tarafından satın alındı ve kısa bir süre sonra Windows sunucu platformuna entegre edilecek. SoftGrid eksiksiz bir sanallaştırma ortamı sunuyor: Uygulamalar istemcilere bir sunucu paylaşımından sunuluyor ve kodu işletim sisteminden tamamen izole eden özelleştirilmiş “sandbox” içerisinde çalıştırılıyor. Bu yaklaşımın avantajı, SVS’in canını sıkan birden fazla versiyon sorunlarının çoğunu gidermesi. Diğer taraftan, bu daha karmaşık bir konuşlandırma süreci gerektiriyor; bu süreç yöneticilerin kod tabanını optimize etmek için özel bir kurulum görüntüsü oluşturmalarını gerektiriyor.

Tabii ki hiçbir pazar segmenti ortalığı sallayan bir firmasız olmaz. Thinstall, SVS’in basitliğiyle SoftGrid’in eksiksiz sanallaştırma ortamı yaklaşımını birleştiriyor. Sanallaştırılmış ortam ve uygulama görüntüsünü tek bir çalıştırılabilir dosya içerisine yerleştirerek Thinkstall destekleyici altyapıya olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor: Dosyayı sadece kopyala veya istemciye gönder ve çalıştır. Hiçbir aracıya ihtiyaç yok ve görüntü herhangi bir geleneksel yönetim takımı kullanılarak (Active Directory ve Microsoft Systems Management sunucu dahil) yerleştirilebilir. Dezavantajı, Thinstall’ın Virtualization Suite araç takımı kullanılarak uygulamanın özelleştirilmesi ihtiyacı.

Klasik Sanal Makineler
Bazı istemci durumlarında çok daha karmaşık sanallaştırma çözümlerine gereksinim duyuluyor; örneğin eski bir uygulamanın yeni bir işletim sisteminde konuk edilmesi gibi. Bu durumda, uygulamayı tamamen sanallaştırılmış bir işletim sistemi ortamı içerisinden izole etmek en iyisi olabilir. Bu, uygulamanızı seçtiğiniz bir işletim sistemi görüntüsü içerisinde çalıştırmanıza imkan tanır. Aynı zamanda bu migrasyon ile entegrasyon, yeni veya başka uyumlu olmayan işletim sistemi platformlarına destek sağlamaya devam edecek.

VMware ve Microsoft klasik VM (sanal makine) pazarının hakimi durumunda ve bu ikisi içinde VMware daha önde. VDI (Virtual Desktop Initiative – Sanal Masaüstü İnisiyatifi; sanallaştırmayı bir masaüstü ve uygulama yönetim çözümü olarak tanıtan firmalar konsorsiyumu) gibi gayretler öncelikle VMware tarafından yürütülüyor.

VMware aynı zamanda 64 bit işlem ve yeni nesil uygulamalar için genişletilmiş bellek gibi yeni işlemci ve donanım teknolojilerini hızlı bir şekilde benimsiyor. Bir VM’in çalışma durumunun fotoğrafını çekme yeteneği ve kaydedilmiş bir görüntüye “geri dönme” gibi VMware’e has özellikler geliştiricilerin beğenisini kazanıyor. VMware’in altında yatan sanallaştırma teknolojisini herkese açmaya istekli olması en büyük kazanımı getirebilir.

VMware Player gibi projeler, (VMware tarafından oluşturulan bir VM’in herhangi bir Windows masaüstü sistemi üzerinde host edilmesini sağlayan ayrı bir araç) benzeri uygulama fonksiyonelliği için VMware dosya görüntüsünün bir standart haline gelmesi için çabalıyor. VMware web sitesinde önceden oluşturulmuş çok sayıdaki VM görüntüleri şimdiden elde edilebilir durumda. Bunların çoğu ücretsiz olarak dağıtılabilen açık kaynak işletim sistemleri ve uygulamaları içeriyor.

Buna karşın Microsoft’un önerisi isteksiz gözüküyor; bir zamanlar, henüz Connectix ürünüyken VMware’e karşı güçlü bir rakip olan Virtual PC henüz yakınlarda güncellendi. Virtual PC 2007 ev sahibi işletim sistemi olarak Windows Vista’yı destekliyor. Ancak halen 64 bit desteği yok ve USB cihaz entegrasyonu gibi alanlarda VMware Workstation’ın gerisinde kalmaya devam ediyor.

VM denklemindeki etkili bir kart da Citrix Systems’ten çıktı. sunucu tabanlı bilgi işlem alanında uzun süredir baskın bir oyuncu konumunda olan Citrix, şimdi kendisini uygulama sanallaştırmanın gerçek öncüsü olarak tasvir ediyor. Firma uygulama sanallaştırma ve SoftGrid’in sunduğu uygulama paylaşım çözümünün (streaming) bir benzerinin olduğu ürünler üzerinde çalışıyor. Citrix stratejisinin başarısı (Project Tarpon olarak biliniyor) bu fonksiyonelliği, çok sayıda protokol ve Citrix yığınını yapan sunum katmanlarıyla beraber ne kadar başarılı bir biçimde entegre edeceğine bağlı. Project Tarpon, Mart ayında Presentation sunucunun bir parçası oluyor.

VMware, Citrix’in deneyiminden bir iki şey öğrenebilirdi. Sunucu tabanlı bilgi işlemi engelleyen benzer baskı noktalarının birçoğu (zayıf yerel donanım desteği, kısıtlı istemci taşınabilirliği, yoğun back-end donanım ihtiyaçları) sanal masaüstleri için de söz konusu; hatta bazı durumlarda daha da kötü durumda. Tek bir Terminal Sunucu da birden fazla kullanıcı oturumuna ev sahipliği yapmak yerine şimdi her biri tek RDP (Remote Desktop Protocol – Uzak Masaüstü Protokolü) kullanıcısına bağlanan birden fazla Terminal Sunucu konuk ediyorsunuz. Buna eşdeğer bir sunucu tabanlı bilgi işlem yükünü desteklemek için 10 kat daha fazla donanıma ihtiyaç duyuluyor.
Citrix’in kendisini bir sanallaştırma öncüsü olarak yeniden keşfetmesi gibi, Wyse ve Neoware gibi oyuncularla RDP ve ICA (Independent Computing Architecture – Bağımsız Bilgi İşlem Mimarisi) gibi protokoller ikinci bir yaşam arıyor. Bunu belki bulabilirler ama çitin VDI tarafından bakıldığında çimenler daha yeşil değil.

Önümüzdeki Sanal Yol
Bir ürün kategorisi, tamamlayıcı bazı ürünler ekosistemi ürettiğinde onun olgunlaştığını söyleyebilirsiniz. Masaüstü ve uygulama sanallaştırma durumunda Kidaro’nun Managed Workspace ürünü gibi destekleyici çözümlerin ortaya çıkması segmentin çekiş kazandığını gösteriyor. Kidaro’nun sunduğu şey, klasik VM tarafında çalıştırılan uygulamalar için platform-agnostic olarak (hem VMware hem de Microsoft Virtual PC ile çalışıyor) davranıyor; bu sayede ev sahibi işletim sistemi ile beraber ek bir entegrasyon katmanı sunuyor. VM görüntü modelini daha yönetilebilir bir “workspace” çözümü olarak yeniden şekillendirerek, Kidaro yerel ve sanallaştırılmış uygulamalar arasındaki ayrımı daha da belirsiz hale getiriyor.
Diğer belirtiler masaüstü ve uygulama sanallaştırma için dinamik bir geleceği işaret ediyor. Örneğin SoftGrig şu anda Microsoft Active Directory ile entegre olmuş durumda. Bundan sonra bu teknolojinin varsayılan bir seçenek halini alması için yapılabilecek olan şey şu ki SoftGrid istemcisinin bir sonraki Windows içinde yer alması ya da bir service pack ile sunulması olabilir. Yeni bir sanal dünyaya migrasyon yolu arayan Windows atölyeleri için bu heyecan verici bir gelişme olabilir.

Sunucu ve Sanallaştırma Uzmanları

Ana oyuncuların (BMC, Computer Associates, HP, IBM, Microsoft, Sun ve Unisys dahil) tamamının kendine ait sanallaştırma çözümleri var. Aşağıdaki listedekiler firmalarını sunucu sanallaştırma ve çoğunlukla datacenter otomasyonu üzerine kurmuş durumdalar.

Cassatt: Collage platformunun bir parçası olarak Cross-Virtualization Manager, VMware ve Xen sanal sunucuları üzerinden kaynakları dinamik olarak tahsis etmenizi sağlıyor; Microsoft Virtual Sunucu desteği yakında geliyor.
Enigmatec: Execution Management System işlem otomasyonunu policy tabanlı kontrolle birleştiriyor. Virtual Environment Automation Pack’i eklediğinizde sanal görüntü tedarik ve kontrolünü otomatikleştirebiliyorsunuz.
Enomaly: Açık kaynak lisansı altında Enomalism, Xen hypervisor için sanal makine görüntüleme ve yönetimini sağlıyor. Birden fazla sanal sunucu kontrolü için Web tabanlı Virtualized Management Console’a (Sanallaştırılmış Yönetim Konsolu) sahip.
Leostream: P>V, fiziksel-sanal migrasyon aracı kaynak tarafında temel Windows platformlarını destekliyor (hem VMware GSX hem de ESX sunucu ile). Hedef tarafında ise Microsoft’un VirtualSunucu sanallaştırma platformları destekleniyor.
Opalis: Datacenter bakım görevlerini otomatikleştirmek için Run Book Automation Software VMware VirtualCenter ile bütünleşiyor ve Microsoft Virtual Sunucu sanal makinelerini hazırlayabiliyor, görüntüleyebiliyor, yedeğini alabiliyor ve kurtarabiliyor.
Opsware: Bu yüksek profil datacenter otomasyon firması sağladığı Sunucu Automation System ile (Sunucu otomasyon sistemi) VMware ESX sanal makineleri ve Solaris Container’larını hazırlayabiliyor, görüntüleyebiliyor ve yönetebiliyor.
PlateSpin: Power Convert fiziksel Windows ve Linux sunucularından sanal VMware ve Microsoft VirtualSunucu ortamlarına migrasyonu otomatikleştiriyor. Sunucu birleştirme ve felaket planlaması desteklerine sahip.
Scalent: Bu firmanın Virtual Operating Environment sunucu instance’larını zahmetsizce fiziksel sunucular arasında taşımanızı sağlıyor. Aynı zamanda network, iSCSI ve Fibre Channel bağlantılarını koruyarak sanallaştırılmış platformlar arasında da taşımınıza izin veriyor.
Surgient: Virtual Control Sunucu Platform’u özelikle sanal makinelerin karmaşık konfigürasyonlarını Surgient’in Virtual QA/Test Lab Management System’ı ile test etmek için tasarlanmış bir sanal ortam.
SWsoft: Eşsiz bir işletim sistemi sanallaştırma seçeneği olan Virtuozzo, değiştirilmiş işletim sistemi kernel’i lehine donanım emülasyonundan kaçınıyor ve çok sayıda Windows ya da Linux sanal makinelerini ele alabiliyor.
Virtual Iron: Açık kaynak Xen hypervisor’ın önceden paketlenmiş bir versiyonu olan Virtual Iron doğrudan VMware ve XenSource’la rekabet eder. Yönetim çözümleri içinde LiveMigration, LiveRecovery ve LiveCapacity bulunuyor.
Vizioncore: VMware ortamlarını hedef alan Vizioncore daha çok escRanger isimli yedekleme yazılımıyla tanınır ama firma aynı zamanda VMware migrasyonu, replikasyonu ve performans yönetim çözümleri de sunuyor.
VMware: Artık bir EMC firması olan VMware, sunucu sanallaştırmadaki öncülüğünü VMware Infrastructure 3 ile sürdürüyor. Bu ESX sunucu, yönetim için VirtualCenter, migrasyon için VMotion vs. gibi araçların dahil olduğu bir ürün paketi sunuyor.
XenSource: Açık kaynak Xen hypervisor projesini ortaya çıkartanlardan gelen XenEnterprise , Windows ve Linux misafir işletim sistemlerini destekleyen, ticari olarak paketlenmiş bir sanallaştırma çözümü; görüntüleme ve yönetim konsoluyla geliyor.

Uygulama ve Masaüstü Sanallaştırıcılar
Uygulama sanallaştırma ile uygulamaların artık masaüstü PC’ler üzerine kurulması gerekmiyor. Masaüstü sanallaştırıcılar tüm masaüstü ortamlarını istemcilere sunuyor. Aynı zamanda blade donanımı ve thin client çözümleri satan firmalar VMware VDI (Virtual Desktop Infrastructure) ve diğer sanal masaüstü çözümlerini de sunuyor; ClearCube Technology, Fujitsu, Fujitsu-Siemens, Hitachi, HP, IBM, NComputing, NEC, Neoware, Sun Microsystems ve Wyse Technology bu firmalardan bazıları.

Uygulama Sanallaştırma Örnekleri

AppStream: AppStream uygulama paylaşımı platformu isteğe bağlı olarak Windows uygulamalarını istemci sistemlerine getiriyor. Firma, sanallaştırılmış uygulamaların paylaşımı için Altiris ve Thinstall’la birlikte çalışıyor.
Altiris: Software Virtualization Soluiton ile uygulamalar ve veriler Virtual Software Packages’a (Sanal Yazılım Paketleri) paketlenerek masaüstüne gönderiliyor. Bu sayede kullanıcılar ya da yöneticiler hiçbir Windows istemcisine dokunmadan uygulamaları devreye sokabiliyor, devreden çıkartabiliyor ya da yeniden başlatabiliyor.
Microsoft (Softricity): SoftGrid uygulamaları istemcilerle paylaşıyor ancak bu çözümde uygulamanın çalıştırılması için tamamının download edilmesi gerekmiyor. Paketlenmiş uygulamalar oturum yetkilerine bağlı olarak bir makineden diğerine taşınabiliyor.
Thinstall: Bu firmanın Virtualization Suite’i, masaüstüne gönderilen her bir uygulamaya gömülmüş bir Virtual Operating System’e (Sanal İşletim Sistemi) dayanıyor. ‘.Exe’ paketi registry ve dosya sistemi çağrılarını yakalıyor.

Masaüstü Sanallaştırma Örnekleri

Citrix: Citrix, Presentation Sunucu Desktop Broker eklentisi aracılığıyla, son kullanıcı masaüstlerine thin-client erişimi sağlıyor. Firma bir uygulama sanallaştırma ve paylaşım (streaming) çözümü üzerinde çalışıyor.
Leostream: Leostream’in Virtual Desktop Connection Broker’ı VMware VDI ortamlarına bağlantı yönetimi, masaüstü failover ve self-service yetenekleri getiriyor.
Propero: Propero, WorkSpace yazılımlarının bir versiyonuyla, VMware VDI uygulamaları için bağlantı yönetimi ve erişim güvenliğini kontrol altına alıyor.
Provision Networks: Firmanın Virtual Access Suite’i VMware VDI için bağlantı yönetimi, hata yönetimi ve bir erişim gateway’ine sahip.
Sanal Makineler

Microsoft: Ücretsiz olarak download edebileceğiniz Virtual PC aynı masaüstünden; DOS, OS/2 ve Windows 95’e kadar tüm Windows versiyonları dahil olmak üzere birden fazla işletim sistemini çalıştırmanızı sağlıyor. Uygulamanın Mac versiyonu da var.
Parallels: Bu firmanın Workstation for Windows and Linux ve Desktop for Mac ürünleri, I/O performansı fazlasıyla artıran hypervisor teknolojisiyle geliyor.
Vmware: Yaygın bir biçimde desteklenen VMware VDI birliği, masaüstü ortamlarının datacenter’dan uzak görüntüleme yazılımı çalıştıran istemcilere gönderilmesinden ibaret. VMware Workstation, aynı PC’de birden fazla işletim sistemi kullanmak isteyen geliştiriciler için tasarlanmış.

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Kategori: Genel Yorum gönder.
Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.


Leave a comment

Geri izleme yok.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.